AJAX’la Canım AJAX’la

Öncelikle AJAX’ın deterjan markası olduğunu düşünenler için kısa bir giriş yapalım. Açılımı “Asynchronous JavaScript and XML” olan bu teknoloji sayesinde XMLHTTPRequest objesini kullanarak web sunucusuna eşzamansız istek gönderip cevap alabiliyoruz.

Bu işlem arka planda yapıldığından istek gönderimi ve cevaplama işlemi sırasında tüm sayfanın yeniden yüklenmesine gerek kalmıyor. Günümüzde, sunucuya dosya yükleme, alış veriş sitelerinde sepet güncelleme, eş zamanlı form kontrolleri gibi işlemler için AJAX kullanmak artık bir lüks değil zorunluluk halini aldı.

The Mist (Sis)

Stephen King‘in aynı adlı romanından uyarlanan ve Türkiye’de “Öldüren Sis” gibi gerzek bir isimle gösterime giren “Sis”in kitabını ilk defa 1998′de okumuştum. Kitaptan ve bilgisayar oyunundan beyaz perdeye uyarlanan yapımlardan büyük beklentilerim olmadığından, The Mist benim için hayal kırıklığı olmadı.

Ubuntu’da Lazarus Kurulumu

lazarus.jpgBir süredir Linux dağıtımlarını inceliyorum. Microsoft’un Vista felaketini gördükten sonra bir Linux dağıtımına ciddi anlamda geçiş yapmanın gerekliliğine inanıyorum. Ne var ki, bir işletim sisteminden MP3 dinleyebilmek ve internette gezebilmek dışında beklentilerim var. Bunların en önemlisi ise hızlı ve stabil bir masaüstü yazılım geliştirme ortamı…

Linux’ta KDE ve Gnome için çeşitli yazılım geliştirme araçları bulunuyor. Bunların bir kısmını kurcaladıysam da henüz anlamayı başaramadım. Daha sonra bir dönem web sitesindeki ekran görüntülerine bakıp “bööö bu ne olm böyle” diyip bir kenara attığım Lazarus Project aklıma geldi.

Görkem Ateş Reloaded

emrah.jpg“Acaba Görkem Ateş hakkında söylenenler doğru mu? O piç mi? Babası var mı, yok mu? Ne kadar cevaplasanız da insanların gri hücrelerinde hep aynı soru işaretleri!…”

Yukardaki satırlar Görkem Ateş‘in son yazısından alıntıdır. Sitemi eskiden beri takip edenler kendisini tanır. Tanımayanlar kişisel sitesine bir göz atabilir. Ne var ki Görkem hakkında küçük ama önemli bir ayrıntı dikkatimi çekti geçenlerde.

Türbana Hayır!

Evet, artık bu konuya da el atmamın zamanı geldi! Çağdaş, “moderen”, “leyik”, ilerici bir Türkiye’ye giden yolun çıplaklıktan geçtiğini artık anlamamız gerekiyor. Ne zaman hötümüzü başımızı açarız; o zaman Japonya gibi teknoloji lideri bir ülke oluruz. Ülkemizdeki gerici “yoboz”lar, hala bu gerçeği idrak etmekte güçlük çekiyor. 200 yıl geriye götürdünüz ulan bu ülkeyi! Sıkmabaşlar sizi…

Şimdi bu açığı kapatmak adına; sizleri Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ni de arkama alarak başlatmış olduğum “Moderen Bir Türkiye İçin Dal-Daşşak Gezelim” kampanyasına davet ediyorum.