Çileli Yazılım ve Web Teknolojileri

Freddy Krueger Fenomeni

Freddy Krueger karakteri senaryo yazarı ve yönetmen Wes Craven tarafından yaratıldı ve A Nightmare on Elm Street ile ilk defa 1984 yılında beyaz perdeye taşındı. Kuşkusuz Krueger’i diğer korku filmi karakterlerinden ayıran özelliği ise kara mizahî espri anlayışıydı. Ancak Freddy’nin mizahi yönünün filmin ilk bölümünde fazla ön planda olmadığını görüyoruz. Çünkü Wes Craven, Elm Sokağı’nın her zaman korku verici olarak hatırlanmasını istiyordu.

Onun yarattığı Krueger karakteri ilk bölümdeki kadar dehşet verici olmalıydı ve bu hiç değişmemeliydi. Fakat zamanla New Line Cinema‘nın baskılarının da etkisiyle serinin devamını çekilmesine göz yumdu. Craven, seriyi dördüncü bölüm olan “The Dream Master” ile sonlandırılmasını istediyse de ticari kaygılar ve New Line Cinema’nın baskıları buna engel oldu.

Serinin altıncı bölümünde (Freddy’s Dead) yapımcılar Krueger’ı ihtişamlı bir son ile öldürmek istedi. Hatta filmin son yarım saatlik bölümü Anaglyphic 3D gözlüklerle seyredildiğinde izleyiciye derinlik hissi veren bir teknik ile çekildi. Ne yazık ki Krueger’ın ölümü serinin fanatiklerini kızdırmıştı. Seyirci Krueger’ı geri istiyordu…

Krueger karakterini öldüren yapımcılar, onu tekrar beyaz perdeye taşıyabilmek için özgün bir senaryo yarattılar. Bu senaryoya göre Krueger bir “şehir efsanesi” olarak tasvir edildi. Senaryoya göre hayali bir karakter olan Krueger, gerçek dünayaya geçiyor ve filmin yapımcılarına ve oyuncularına musallat oluyordu. Serinin bu bölümünde Wes Craven’ın ve Robert Englund‘un kurguya dahil olduğunu gördük.

Artık yedinci bölümüyele suyunun suyu çıkarılan Elm Sokağı serisi artık bitmeliydi. Ancak yapımcılar bir adım ileri giderek seriyi Friday the 13th (13.Cuma) kurgusu ile birleştirerek “Freddy vs Jason” filmini 2003 yılında beyaz perdeye taşıdılar. 80′li yılların iki korku filmi karakterini aynı perdede görmek korku sineması severler için tatmin edici olduysa da, bunun bir pazarlama stratejisi olduğunun herkes farkındaydı…

Korku romanı yazarlarının ve korku filmi yapımcılarının yarattıkları karakterler bir bakıma “günahkar cezalandırıcısı günahkar” rolündedir. Örnek olarak korku sinemasının bilinen klişesi olan, “sevişen gençlerin ölüdürülmesi” olgusu da çoğu dindar olan yazar ve yapımcıların sembolik cezalandırma biçimidir. Hristiyanlıkta cinselliğin günah kabul edildiğini hatırlatmakta fayda var. Korku yazarının yarattığı karakterin bir bakıma Tanrı’nın adaletinin uygulayıcısı olduğunu söylemek yanlış olmaz.

wescraven.jpg
Freddy Krueger’ın yaratıcısı Wes Craven

Craven’in Krueger’i ilk olarak “çocuk tacizcisi” olarak tasarlaması ve bunu sonradan “çocuk katili” olarak değiştirmesinin ve serinin ilerleyen bölümlerinde Krueger’in işlediği cinayetlerin toplumsal önyargının bir sonucu olduğunu vurgulamaya çalışmasının sebebi de kendi yarattığı “Tanrı” rolündeki cezalandırıcısına haklılık payı çıkarmaktır.

Tüm bunlara ek olarak Krueger’ın kurbanlarını öldürürken onların karakteristik özelliklerine gönderme yapması, Krueger karakterini seyircinin gözünde bir basamak daha yukarı taşıyordu. Krueger, belki de sinema tarihinin en başarılı kara mizah ustasıydı…

elmstreet01.jpg
Serinin üçüncü bölümündeki sahneyi hatırlayalım. Riyakar, gösteriş meraklısı ve sahte elitist insanların toplandığı bir yemek masasında, karakterin uykuya dalmasıyla birlikte Freddy Krueger ortaya çıkar. Krueger kurbanın organlarını kaşıkla kendisine yedirmeye başlar. Kadın, çığlıklar içinde aynı masadaki diğer insanlardan yardım ister. Bunun üzerine yanında oturan annesi, masadaki misafirlerden utandığını belli eden bir yüz ifadesiyle “Ağzında yiyecek varken konuşmamalısın” der.

Wes Craven’in çalışmalarına bakıldığında, serinin yönetmenliğini yaptığı ilk filmin ve yapımcılığını üstlendiği üçüncü filmin dışında başarıyı bu denli yakalamış bir çalışmasını göremiyoruz. Craven 1996 yapımı Scream ile nabızları yokladı ancak Scream serisi hiçbir zaman “Elm Sokağı” olamadı. Kendisi de bunun farkında olacak ki Scream filminin çeşitli sahnelerinde Freddy Krueger karakterine göndermeler yapılır. Dikkatli izleyenler bilir…

Zekice kurgulanmış ve kara mizah unsurunu üzerinde başarıyla taşıyan Freddy Krueger’ın üzerine yazılıp çizilecek çok şey olduğunu düşünüyorum. Yazıyı sonlandırırken yapımcıların uzun vadede beyaz perdeye aktaracakları serinin ticari kaygılardan çok “Elm Sokağı” ruhuna sadık kalmalarını diliyorum.

Siz ne düşünüyorsunuz?